Hatıralar sarılmışken insana, onunla yatıp onunla uyanıyorsun. Bilmediğin bir ülkenin, bilmediğin bir hastanesinde uyanmak gibi. Sen noldu diye sorsan anlatmaya çalışırlar, onlar sorsa anlatamazsın. Sen hep razı olmaya mahkumsun oğlum. Sokakta ki kör kedilere sor razı olmayı. Bildikleri tek sokak var, o da karanlık. Zerre kadar karanlık. Daha dikkatli bakınca bir şeylere genelden kopmanı sağlar. O yüzden ben hep, o konuşurken daha dikkatli baktım gözlerine. Gözlerine dördüncü bakışımda da karar verdim aşık olmaya. On beş dakika sonra hiç konuşmadık. Söylenebilecek sıradan şeyleri söylemek istemedim çünkü. Aramızdan, yüzümüzden gölgeler geçip gitti. Arkadaşları geldi, aldı götürdü. Bir süreliğine onun olmadığı bir yere hicret ettim. Lafın gelişi. Onun olmadığı her yerde olmaya çalıştım. Hatta onun olmadığı yerler oldum. Bir yıl, bir yıl, bir ay, bir gün, bir an kendimin çok uzakta olduğunu hissettim. Yakınlar hep uzaklara merak uyandırır. Ama bir yakın başka bir yakını hatırlatır. Uzaklara gerek duymadan. Daha ilerisi hep karanlık, zerre kadar.
Sarf ettiğimiz şefkatler kadardık, unutmadığımız sürece.

  1. altkat reblogged this from cunku
  2. cunku posted this